Bazen Bir Mevsim Olur Gözyaşların

(B)azen bir mevsim olur göz yaşların
Vakti bilinmez, ıslanır toprakların
Karışır toprağa hüzün tohumları(n)
Gözyaşı çiçeklerin de çıkıverir yarın
Bazen bir mevsim olur gözyaşların

Bazen bir mevsim olur göz yaşların
Vazgeçilmez olur o sene ilkbaharın
(A)yrı bir edayla açıverir papatyaların
Raks eder, duramaz yerinde arıları(n)
Bazen bir mevsim olur göz yaşların

Bazen bir mevsim olur göz yaşların
Vaktin de bırakır seni, büyük aşkları(n)
(Z)amanı bilinmez, kesilmez ağıtların
Kadehlerin devirir gece boyu, ab-ı hayatını
Bazen bir mevsim olur göz yaşların

Bazen bir mevsim olur göz yaşların
Kapalıdır artık aşka giden yolların
(E)skiler eskidi eskici, paslandı duyguları(m)
Yalnızlıklardan vurgun yediği yerdeyim, aşkların
Bazen bir mevsim olur göz yaşların

Bazen bir mevsim olur göz yaşların
Üzgünüm, ama; vakti geldi ayrılığın
(N)oksan bir damlam var, ismi aşkı(m)
Bu mevsim de bitti, bütün acılarım
Bazen bir mevsim olur göz yaşların

Adil Sarıkaya
Resimli Şiirler – Resimli Şiir
İsyandır Bu Gidiyorum
İSYANDIR BU GİDİYORUM
Tüm yaşanmışlıklarımı alıp yanıma
Hoşçakal hüzünlerine aldanıp
Elveda buseleri titrerken yanağımda
Gidiyorum bu şehirden
Dilimde türküler
Belimde silahım
Yüreğimde seninle

Sevdamı sarıp ömrüme
Yolların acımasızlığına inat
Yeniden harlanırken bedenimde yangınlar
Seni yaşayarak sensizliğe inat
Bulutların gizemine başkaldırarak
Gidiyorum
Vurgun kelimeler dökülür dudaklarımdan
Saçların savrulur talan olmuş geçmişime
Çocukluğum gülümser
Ben ağlarım
Varsın kanasın güller
Gidiyorum
İçtiğim bu son sigara kız kulesine karşı
Bu son duman İstanbul’da bıraktığım
Yitik hayaller peşine
Lal olurken umutlar
Düşlerim düşer gecenin koynundan
Ey İlkbahar gülüşlüm
Gidiyorum

Yaşamak kadar sevdiğim İstanbul’u
Ölüm kadar sevdiğim seni bırakıp
Sensizlik kadar sevdiğim kendimden vazgeçip
Puslu sokakların tenhasına
Buruk sevinçler takınarak
Beden ağır gelsede ayaklarıma
Bu sonu sana varmayan yollarda
Ağız dolusu gülmelerimi terkedip sana
Gidiyorum
Gidiyorum güzel
Ardımda yırtık resimler
Yetim sevmeler kaldı
Düşmanlarım gülsün gayrı
Hançer hançer vurulurken düşlerim
Yanımda uçurumlar
Beynimde çocuk kahkahalar
Sırtımda ihenetler oynasın
Gidiyorum gülüm
Tüm analar kaderime ağlasın
Varsın İstanbul yansın
Mil çektim gözlerime
Gamdır bu
Gece gece
Demdir bu
Çözülmez bir bilmece
…..İsyandır bu
……..Yaşayan her aşka
………..İntihardır bu gülüm
…………..Alın teri masumluğunda…
Yalan Sevgin
Bırakır mı insan bilerek sevdiğini?
Batırır mı gül isteyerek dikenini
Kaybeder mi sevgili nedensiz sevgisini
Bende kaybetmem sana olan nefretimi.
Her susuşunda batırırdın hançeri kalbime
Arkandan ağlayarak bakardım her gidişinde
Yakışıyor muydu bırakıp gitmek senin gibi birisine
Ah be sevdalım lanet olsun senin şu yalan sevgine.
Sanırdımki ayrılık hiç birzaman vurmayacak beni
Bırakıp gidecek birgün bir insafsızda seni
Yakıp kavuracak seni o sevdalının hasreti
Sonrada seni bitirecek benim gibi onun nefreti.
Acımayacak sana ansızın çekip gidecek
Sana o an acımadan kefenler giydirecek
Onun yokluğu günden güne seni bitirecek
Bilir misinki o sevda seni bir gün öldürecek.
Sevdalım artık unuttum ben seni
Sende acı çekerek sileceksin hayatından beni
Ağlayarak döneceksin bana geri
O zaman bende gideceğim arkama bakmadan ileri.
Bir Avuç Göz Yaşı


…B i r A v u ç
G ö z Y a ş ı
Dün gece yine sen düştün aklıma
Oturup ağladım çocuklar gibi
Sensizlik öyle zor geldiki bana
Oturup ağladım çocuklar gibi
Bir avuç gözyaşı doldu elime
En acı sitemler geldi dilime
Pişmanlık duyupta kendi kendime
Oturup ağladım çocuklar gibi
Ne yazık olanlar hep bana oldu
Ümitim hayalim hepsi kayboldu
Sayende hayatım tarumar oldu
Oturup ağladım çocuklar gibi
Bir avuç gözyaşı doldu elime
En acı sitemler geldi dilime
Pişmanlık duyupta kendi kendime
Oturup ağladım çocuklar gibi
Yalnızlığımız 
Bitpazarlarına
düşmüş kitaplara benziyor yalnızlığımız
kimselerin açıp okumadığı.
bu çizgiler alnımızda uzanan
bir gün bitimidir belki
belki bir gecenin yarısıdır
yastıklarda yırtılmış uykusuz

rüzgarın dallara hicran dokuduğu
kapıların kapalı tutulduğu bir “neozoik”te
göğümüzü mavi ışıklarla doldurmalıyız
kurtulmak için beynimizi kuşatan prangalardan
ve
yeniden öğrenmeliyiz,
sevgilere sığınmayı
yüreğimizle ısınmayı yeniden
kar demeden kış demeden!
*Neozoik yeryuvarlağının üçüncü zamanı
Sen Benim Tek Aşkımsın
Geldin ya sevgili
Gelişinle sıcacık bahar kokuları estirdin mısralarıma…
Ilık ılık estin meltem sıcaklığında
Hece hece çözündün lal dilimde
Ve sen doldun göz kapaklarıma
Bakışlarımda sen
Ve senli bir güneş doğdu karanlığıma…
Geldin ya sevgili;
Dizelerim seni yazdığım için mutlu
Fırtınamsın benim sen ve delicesine esen rüzgârım
Estin ve geldin, hoş geldin…
Seni seviyorum her şeyim
Seni seviyorum aşkım
Sen hep yanımda ol
Sadece bana baksın o gözler
Ve beni solusun her nefesin…
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen?
Şu an yapabildiğim tek şey bu, yazmak…
Seni yazmak, mısra mısra, hece hece…
Ve damla damla sana akmak
Seni anlatmak şiirlerimde,
Sadece seni sevgili, bir tek seni…
Çünkü;
Sen varsan sevgili
Sevgiyle bakan bir çift göz de var, pırıl pırıl
Sen benim gözlerimdeki ışıksın…
Sen varsan hayatımın bir anlamı da var
Sen benim hayatımsın…
Sen varsan huzurum da var
Sen benim mutluluğumsun…
Sen varsan sevgili benim her şeyim var
Sen benim her şeyimsin…
Sen hayatımın erkeği
Sevdiğim tek adamsın…
Seni seviyorum ben
Seviyorum seni
Sen varlığında huzur bulduğum tek aşksın…
Sen benim tek aşkım, gözbebeğimsin
Doymadım Sevdalara – Söylemeyin Aşkıma Dinle !
hayat ne tatlıymışsın meğer, bilinmiyor yaşarken.
ölüm acı gerçeksin tamam, bana neden bu kadar erken?
doymadım sevdalara doymadım yaşamaya doymadım aşkıma doymadım
saçının teli kaldı, gözünün izi kaldı, mutluluk sözü kaldı, içerimde…
söylemeyin, bilmesin, aşkıma…
dayanamaz böylesi acıya,
uzakta deyin, dönecek deyin, öldüğümü söylemeyin…
uzakta deyin , dönecek deyin, yüreğimi titretmeyin.
dün gece seni gördüm rüyamda, kayboldun karanlıklarda…
yangınla, uyandım koynunda, seni ardımda bırakmak var ya…
doymadım sevdalara doymadım yaşamaya doymadım aşkıma doymadım
saçının teli kaldı, gözünün izi kaldı, mutluluk sözü kaldı, içerimde…
söylemeyin, bilmesin, aşkıma…
dayanamaz böylesi acıya,
uzakta deyin, dönecek deyin, öldüğümü söylemeyin…
uzakta deyin, dönecek deyin, yüreğimi titretmeyin
|
|
Avuçlarımda tutacağım mayınların yerine.
Acele giden gece zamanlarında çarpacağım
bir duvar emniyetinde



/gülüşünü ver bana…
Düşerken dibe, soluklanacağım ama
asla tutmayacağım ellerini ver bana…
Tercüme edilmemiş öfkeler seyrelsin ömründe.
Yüksek sesler alçakça dinlenir.
/Bana usul sessizliğini ver…














Lütuflar karşılık ve karışıklık için sunuluyor hayatın asil isimlerince.
Adının anlamını ver bana.
Telaffuzunda özlemlerin dindiği adını ver bana.
Başkaları, bu aşkı oyalamak için var olur.
Ne kadar durdururlarsa nefesini, o kadar hızlanırlar.
/Bana kendini ver…














Her şeyden ayıkladığın kendini…
En iyi ölüm berbat bir yaşamın kıyısında bekler.
Seninle gerçeklerin intizamlı duruşunda
yalanlar yumağını çözmek için varım.
/Bana gücünü ver…
Yaralar değil canı yakan.
İzin tendeki çirkinliği ve merhemin kabadayı yardımseverliği…
Yaralarını göster ve bana izlerini ver.
Günün bütün aynaları beni gösterdi aksinde.
Baktıkça seni gördüm.
Bana var oluşunun sırrını ver.
Günbatımlarında gözümün değdiği yerlere kurul.
Senden olma güneşlere kamaşsın bakışım.
/Bana zamanını ver…

Atlardan daha hızlı koş oraya.
Soluk soluğa kaldıkça koş…
Yarını ertelediğim geçmişin geçmezliğine inat,
vaktinde yetişmek için bana,
bir kez olsun yok et geç kalışını ve durmadan koş oraya.
Bana verdiklerinle bekliyorum seni.
Düşsüz ve sonuna kadar gerçekli bir aşkın içinde…
Kuşlara takılmasın ayakların.
Takatini zorla ve koş…
Oraya… Kent soysuzlarının, aşk eşkıyalarının,
gurur kırmak için hendek kazanların,
dokunuşun esrarından acizlerin, kontrol edilmeyen sevilerin,
intiharla harlanmayan yaşamların olmadığı oraya… Koş…
Ben bütün gemileri uğurladım. Gitmeyeceğim.
İçilmiş yeminleri kustum şehrin meydanına.
Yıldız sağanağına bağır açmış bir yeryüzündeyim.
Yazılmış sözleri susuyorum.
Konuşarak, yazılmamışları siliyorum.
/Bana hecelerini ver…














Yarım kalan öykülerimin noktası olmaktan vazgeç.
Bana başlangıçlara yeter hevesini ver.
“Susacak var” edilen bir yemin, sözle tutulamayan.
Bana yüzünden çizgiler ver,
gülüşünle belirginleşen ve
hiçbir gamzeye yer açmayan.
Suya yazılmaktan kurudu kelimeler…
/Bana bir cevap ver!

Bir zamanlar öznesi olduğum hayatın
şimdi belirtisiz nesnesi bile değilim.
Öyle çok öğeye yüklendim ki
Ayırt edemez oldum nesiyim artık yükleminin?
Hangi soruya karşılık geliyorum?
Hangi ek benim?
Vurgumu kaybedeli çok oldu.
Bilemiyorum ; ben bu anlamsız hayatın hangi tümcesiyim…
Asıl Sitesi İçin Buraya